Terzi Kendi Söküğünü Dikemez
YAZILAR · 04

Terzi Kendi Söküğünü Dikemez

← Tüm yazılar

Alice Miller Yetenekli Çocuğun Dramı kitabının başlarında insanlara yardıma dayalı meslekler seçen kişilerin doyurulmamış çocukluk ihtiyaçlarını doyurmak için kendilerine ikame bir yol edindiğini öne sürer.

Ebeveynler, liderler, dertleşilen dostlar kendilerinden bir şeyleri kurulan diyalogların içine ister istemez kendilerinden bir şeyleri sızdırmazlar mı? Rivayete göre Kral Süleyman başkalarının meselelerinde son derece adil ve bilgeyken, kendi özel hayatında aynı bilgelikte davranamamıştır. Bu çelişki paradoksun dikkat çekici yanıdır. Yani Solomon paradoksu bize şunu söylüyor: bireylerin başkalarının sorunları hakkında daha bilge, dengeli ve rasyonel kararlar verebilirken, kendi problemleri söz konusu olduğunda aynı bilgelik düzeyini gösterememektedirler. İnsan, başkasının hayatına dışarıdan baktığında daha sağduyulu; kendi hayatına içeriden baktığında ise daha duygusal, savunmacı ve dar bir perspektife sıkışmış davranır.

Peki, bu paradoks yönetim masasına oturduğunda karşımıza ne olarak çıkar? Liderlik, bir bakıma da “başkalarının meselesini çözme” sanatıdır. Bir lider; ekibindeki çatışmaları yönetirken bir bilge, strateji kurarken bir satranç ustası, kriz anında ise sükunetin kalesi olabilir. Ancak iş, o kalenin içindeki kendi içsel süreçlerine, egosuna veya savunma mekanizmalarına geldiğinde terzi, makası kendi söküğüne bir türlü vuramaz. Liderlerin uyanık olması gereken tam da bu “dışarıya bilge, içeriye kör” olma halidir.

Kral Süleyman’ın düştüğü hataya düşmemek için liderin en büyük aracı kendine dışarıdan bakabilme becerisidir. Kendi meselesine, sanki çok sevdiği bir dostunun meselesiymiş gibi dışarıdan bakabilme cesareti. Liderlik sadece başkalarına yol göstermek değil, o yolda yürürken kendi ayağına takılan taşları da görebilme uyanıklığıdır. Kendi söküğünü dikemeyen bir terzi, bir süre sonra başkalarına diktiği elbiselerin dikiş kalitesinden de ödün vermeye başlar. Çünkü gerçek liderlik; başkalarını yönetmeden önce, kendi içindeki o çocukla, o sökükle ve o paradoksla tanışma cesaretini göstermektir.

Başkalarının sorunlarına karşı takındığın soğukkanlı yaklaşımı kendi söküklerine de uygulayabiliyor musun?

Uygulamakta zorlananlar acaba o anda ne yaşadığını, hangi duyguların, düşüncelerin öne çıktığını tanımlayabiliyor musun?

Kendini bir daha ki sefere yol gösterdiğin, destek olduğun biri olarak görmeyi denemeye var mısın?

Bunu yaparken sana kılavuzluk edecek değerlerini, manevi pusulanı ne kadar farkındasın?